2 senelik Rotterdam ikametinden sonra Delft'e taşınmaya karar verdim. Hoş, son 7-8 ayı neredeyse Delft'te geçirdim denebilir. Artık evden çıkarken 1 haftalık "Hangi şehirde kaç dakika kalacağım" planlarından bunaldığım için güzel bir değişiklik olacak. Ama ufak ve sıkıcı Delft'te Rotterdam'ı arayacağım gibi gözüküyor :(
Tabi taşınmak öyle hop diye olmuyor, önce bir kamyonet lazım. Burada köşe başında hazır bekleyen kamyonetçi amcalar olmadığı için, nakliye firmaları da bir servet talep ettiklerinden, genel geçer çözüm kamyonet kiralayıp kendi başına sürmek. Ama sorun şu ki, Türk ehliyeti Hollanda'ya ilk giriş yaptıktan sonra sadece 185 gün geçerli, ondan sonra bir adet Hollanda ehliyeti edinmek gerekiyor - ki dağ taş bisiklet olan bu ülkede bir öğrenci için gereksiz bir hareket. Bu yüzden şöför olarak Panos'u belirledik, taş gibi Avrupa Birliği ehliyeti var diye bağrımıza bastık, gel gör ki işler pek öyle umduğumuz gibi gitmedi.
Ilk önce Delft'teki Bo-rent'e gittik, en ucuz fiyat kendilerinde diye. Amca dedi: " Hay hay bir Hollanda ehliyeti görelim.". "Eeee AB ehliyeti var onu versek? Bunu böyle polise gösterince 'Tamam sen devam et." diyorlar?" "Yok olmaz, hadi çocuğum başka kapıya."
İkinci durak Köhler. Kendileri zaten sabıkalı: Tiyatro için kamyonet kiralama çabalarımız sırasında İtalyan ve İspanyolları beğenmeyip, Alman, İskandinav gibi daha sağlam milletlerden şöför talep ettiler. Neyse gittik vardık kapılarına, el cevap: "Biz bunu kabul edemeyiz, Yunan harfleri var bunda, okuyamıyoruz." "Yanına pasaport verelim, orada hem Yunan hem Latin alfabesi ile yazılı." "Yok olmaz, ben şimdi bunu tarayacağım, sonra bilgisayarda gözükmeyecek." "Amca al işte pasaportla kombine tara?" "Cık olmaz." - Bu noktada Panos delirir, adam alışık değil 2. sınıf vatandaş muamelesi görmeye. "Neaa, trafik polisiniz okuyabiliyor da siz nasıl okuyamıyorsunuz? Ben bilmemkaç ülkede sorunsuz araba kiraladım, bir siz cinslik yapıyorsunuz. Ver ver çabuk vergi numaranı, şikayet edeceğim sizi, rezil rüsva edeceğim."
Üçüncü durak Renault Rent: "Ya şimdi buna bakan arkadaş dışarda işe gitti, biz bir şey bilmiyoruz, ama boşta kamyonet yok gözüküyor sanki, bilemedik ki."
Dördüncü durak Multirent. Köhler diyaloglarına ek olarak "Eee 2 senedir burada oturuyorsunuz madem, bir Hollanda ehliyeti alsaydınız?" "Kardeşim manyak mısın, yazıyor burada "AB ülkelerinde geçerlidir" diye, neden Hollanda ehliyeti alayım?" "Peki yanınızdaki arkadaşın ehliyeti okunuyorsa onu alalım" Ben gülmeye başlarım: "Benim durumum ondan beter, Türk ehliyeti."
Beşinci durak - 4 gün sonra - Rotterdam, Europcar: "Biz kamyonet kiralayacaktık" "Tabii, ehliyet alayım". Ehliyeti açar, bir süre duraklar. Ben de Panos da tetikte beklemekteyiz, artık sabrın son sınırı: "Pasaport da verelim isterseniz, yardımcı olur." "Tamam, alayım."
5 dakika sonra elimizde kiralama makbuzu ile hoplaya zıplaya kapıdan çıkarız, üzerine kutlamaya bira içmeye gideriz.
17 June 2010
14 June 2010
Eda vs. Tiyatro
Geçtiğimiz haftasonu (5-6 Haziran), Delft'teki sokak sanatları festivali "Mooi Weer Spelen"de tiyatro oyunumuz vardı (bkz: http://www.mooiweerspelen.nl/?menuid=317). Tabi ki festivalin adının "Güzel Hava Oyunları" olduğuna aldanmamak lazım, yağmur da eksik olmadı.

"Ben teknik olmak istiyorum" diye dahil olup sonunda kendimi sahne üzerinde bulduğum bu grup, TU Delft'in Kültür İşleri'nin bir parçası, biraz da Temel fıkrası gibi: Ispanyol, Italyan, Rus, Güney Amerikalı, Hollandalı, Yunan ortaya karışık. Zaten yönetmen de Peru/Arjantin karması hafiften çatlak bir hatun olunca, gör şamatayı.
Oyuna gelirsek, oyun Italyan yazar Dario Fo'nun pek bir meşhur oyunu "Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü"nün bir uyarlaması. Hikaye şöyle: Bir anarşist sorgu sırasında "kazara" polis merkezinin camından düşerek ölür. Tesadüfen polis merkezinde bulunan bir deli bu olayı araştıracak yargıcın yerine geçer. Aslında anarşiste ne olduğunu ortaya çıkarmaya çalışırken, polisin ve devletin çürümüşlüğünü ironik bir biçimde gözler önüne serer.
Esas metin sokak tiyatrosu için uzun ve detaylı olduğundan, yönetmenimiz bunu uyarlayarak gerçek hikaye ve delinin hikayesi olarak 2 kısıma ayırdı. Delinin hikayesi tamamen mor bir sahne üzerinde, biraz da masalsı bir komediyken, gerçek hikaye toprak renklerinde bir sahnede, drama şeklindeydi.
Benim rolüm de asıl metinde olmayan Delinin Alman Hemşiresi gibi gayet çakma bir roldü. Aşağıdaki resimde görüleceği üzere gayet nemrut, sarışın bir hemşire oldum :) Her ne kadar pek başarılı bir oyuncu olmasam da arada kaynayıverdim. Yağmur altında makyaj yapmakla, rüzgardan üzerimize yıkılan dekorlarla yorucu ama çok eğlenceli bir haftasonuydu, ama hiç elime spot alamadım ya ona yanarım.

"Ben teknik olmak istiyorum" diye dahil olup sonunda kendimi sahne üzerinde bulduğum bu grup, TU Delft'in Kültür İşleri'nin bir parçası, biraz da Temel fıkrası gibi: Ispanyol, Italyan, Rus, Güney Amerikalı, Hollandalı, Yunan ortaya karışık. Zaten yönetmen de Peru/Arjantin karması hafiften çatlak bir hatun olunca, gör şamatayı.
Oyuna gelirsek, oyun Italyan yazar Dario Fo'nun pek bir meşhur oyunu "Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü"nün bir uyarlaması. Hikaye şöyle: Bir anarşist sorgu sırasında "kazara" polis merkezinin camından düşerek ölür. Tesadüfen polis merkezinde bulunan bir deli bu olayı araştıracak yargıcın yerine geçer. Aslında anarşiste ne olduğunu ortaya çıkarmaya çalışırken, polisin ve devletin çürümüşlüğünü ironik bir biçimde gözler önüne serer.
Esas metin sokak tiyatrosu için uzun ve detaylı olduğundan, yönetmenimiz bunu uyarlayarak gerçek hikaye ve delinin hikayesi olarak 2 kısıma ayırdı. Delinin hikayesi tamamen mor bir sahne üzerinde, biraz da masalsı bir komediyken, gerçek hikaye toprak renklerinde bir sahnede, drama şeklindeydi. Benim rolüm de asıl metinde olmayan Delinin Alman Hemşiresi gibi gayet çakma bir roldü. Aşağıdaki resimde görüleceği üzere gayet nemrut, sarışın bir hemşire oldum :) Her ne kadar pek başarılı bir oyuncu olmasam da arada kaynayıverdim. Yağmur altında makyaj yapmakla, rüzgardan üzerimize yıkılan dekorlarla yorucu ama çok eğlenceli bir haftasonuydu, ama hiç elime spot alamadım ya ona yanarım.
Subscribe to:
Comments (Atom)
