Bir de bu bisikletler bizim bildiğimiz bisikletler gibi değil. Bir kere çok yüksekler benim gibi yerden bitme insanlara göre (bkz. Eda vs. Tuvalet Aynaları). 2. el ve ucuz bisikletler genelde 28''. İnsan diyor, herhalde bu yerel halk analarının karnından 1.80 boy ile çıkmıyor, elbet hayatlarının bir döneminde daha ufak boyutlu araçlara ihtiyaç duyuyorlardır. Sonra yanındaki kocaman bisikletin üzerine bir hamlede zıplayan 11 yaşındaki bacak kadar çocuk cevabı kolayca veriyor. İkinci alışılmadık özellik ise kontra pedal frenler. Yani gidondaki fren kolunu sıkmak yerine pedal ters çevrilerek fren yapılıyor. İlk başlarda alışılması zor olsa da, gidona dokunmadan bisiklet sürenleri görünce kullanışlı olduğunu kabul ediyor insan.
Esas gizemli nokta ise araba kullanırken bu kadar kibar olan insanların nasıl olup da bisiklet üzerinde canavarlaştığı. Bisiklet kullanırlarken durmak, yol vermek, takip mesafesi diye bir şey yok. Tabi bisiklet üzerinde bir yandan elma yerken cep telefonunda mesaj yazma kabiliyetine sahip olmayan azınlık için bu durum Istanbul trafiğinde direksiyon dersi almak gibi.
Ama en çok zorlayan kısım ise trafik ışıkları. Tabi ki bisikletein üzerindeyken yere yetişemediğim için, şunlar can kurtarıcılarım:
2. Yüksekçene kaldırım: Böyle ayağını uzatıp parmak ucu ile dengede durmaya yarıyor.
3. Uygun pozisyonda duran pedal: Bisikletten inildiğinde tekrar yukarı zıplayabilmek için destek. Özellikle kontra pedal kullanırken nerede fren yapacağını iyi hesaplamak lazım.
Eğer bunlardan biri yoksa, yolu işgal ettiğim için arkamda bekleyen insanlar tarafından kınanıp 65 yaşındaki teyzeler tarafından azarlanıyorum. Acaba tabure mi taşımaya başlasam?


No comments:
Post a Comment