12 June 2011

Dutch Fraternity vs. Die Welle

Geçen gün okulun "öğrenci kardeşliği" birliklerinden birinin müzikalini izlemeye gittim. Kardeşlik derken, şu Amerikan filmlerinde gördüğümüz "fraternity"lerin Hollanda ayağından bahsediyorum. Birinci sınıfta çeşitli işkence rituellerinden geçerek kabul edildiğiniz, muhteşem hiyerarşik, kuralcı, dışarıya kapalı bir topluluk. Zaten Hollanda universite çevresi "kardeşlik üyeleri" ve "diğerleri" olarak ayrılıyor - bilin bakalım yabancı öğrenciler hangi gruba düşüyor?

Ne kadar ironiktir ki, bu topluluğun sahneye koyduğu müzikal "The Wave (bilenler bilir, Die Welle)". Gerçek olaylara dayanan bu muzikalin konusunu kısaca özet geçmek gerekirse: Bir lise tarih öğretmeni öğrencilerine Nazi Almanya'sını anlatırken, öğrencilerin "Peki neden kimse itiraz etmemiş?", "Nasıl böyle güçlenmişler?", "Yok canım bir daha olmaz böyle şeyler" şeklindeki tepkileri ile karşılaşıyor. Bunun üzerine ufak bir deney başlatıp, öğrencilerine "disiplin", "birlik", "tektiplik","eyleme geçme" kavramlarının nasıl başarıya ulaşan yolu açacağını gösteriyor. Bir noktadan sonra öğrenciler kontrolden çıkıp benzer prensipleri benimsemeyenlere şiddet uygulamaya başlıyorlar. Finalde ise öğretmen öğrencilerine bu itaat şekilleri ile Hitler'in takipçilerine ne kadar çok benzediklerini açıklıyor. 

Topluluğun sahneye koyduğu uyarlamaya gelirsek. İlk değişikliği olayın geçtiği ortamı değiştirerek yapmışlar: Lise olmuş "Geleceğin Liderleri Çalıştayı". Zibidi lise öğrencileri de takım elbiseli, tayyörlü lider adayları. Daha deney başlamadan tektiplik cepte var bir. Bir de hokey takımı oyuncularıymış bu insanlar, birlik de cepte, oldu mu sana iki. Disiplinsizlikten hokey takımları sürekli yeniliyormuş, hadi bir tane eksik kalsın. Ama esas ironik olan ise, bize "bu kavramlar iyi güzel de abartmamak lazım" mesajını veren topluluğun temel işleyiş esaslarının bu kavramlar üzerine olması. Bu sahneden çıktıktan sonra tek tip giyinip, kendinden olmayanları dışlayıp, kendi koyduğun kurallarla kendinden alt seviyedeki çömezleri süründürecek olan sen değil misin?

Anlamışsınız ama yanlış anlamışsınız canım...