20 December 2011

Eda vs. Groentepakket

Nowadays I have more time at my hand at the evenings, so I try to cook proper food. Unfortunately, supermarkets are not very useful in that sense, especially Alber Heijn! I cannot resist delicious ready meals (and there are some discounts on different ones each week) or fresh pasta's, so I end up eating packed soup, various pasta- and microwave-dishes. On the other hand, I really enjoy cooking and trying new recipes. But I simply choose the easy way of putting a dish to warm up.

To push myself to eat proper and cook more, I decided to get a vegetable/fruit-arrangement (Groentepakket in Dutch) from a biological supplier (here: http://www.proef.nu/proef-vitatas/ ). I pick it up once a week at the ecological supermarket in the neighbourhood. It has enough vegetables and fruits for one person for one week and I can see online what I will get each week. The cost is little higher than the regular supermarket, but definitely worth it.
What I like most about this arrangement is getting the vegetables I never bother myself to buy: Carrots, lettuce, fennel, cabbage, even Jerusalem artichokes. It encourages me to try new recipes and to be creative with what I cook.

I just made some pumpkins in the oven with some goat-cheese and walnuts. Absolutely delicious! 

22 July 2011

Zavallı öğrenciler vs. IND

Hollanda göçmen bürosu herhalde ekonomisini öğrencilerle kurtarmayı planlıyor. Son 6 ayda yapılan zamların haddi hesabı yok. Tabii bu zamların resmi adı: işlemleri "cost effective" hale getirmek.

Şimdi şu zamlara bir bakalım:
Oturma izni ilk başvuru: eski ücret: 430€, yeni ücret: 600€
Oturma izni uzatmak: eski: 52€, yeni: 150€
Öğrenim sonrası iş arama vizesi: eski: 300€, yeni: 600€
Geri dönüş vizesi (oturma izni uzatma ya da iş arama vizesi başvurusu sonuçlanmadan memleketini ziyaret edebilmek için): eski: 40€, yeni:140€

Bunların öğrenci bütçesi düşünülerek "az oranda zam yapılmış" olarak ilan edildiğini düşünürsek, galiba esas plan sürümden kazanmak. Bir de bu değişikliklerin sadece 1 hafta önceden ilan edilmesi de ayrı bir hikaye. Esas hayret verici olan ise, Turkiye ile ikili anlaşmalar gereği, oturma izni uzatma ve geri dönüş vizesinde zammın uygulanmamış olması. Halbuki 2 kat zam yapmaları yakışırdı. :)

03 July 2011

Eda vs. Discrimination

Bugün yaklaşık 70 yaşlarında bir amca ile aramızda geçen (Hollandaca) diyalog:

Ben: Özür dilerim ne dediğinizi anlamadım, Hollandacam pek iyi değil.
Amca: Italyan mısın?
Ben: Hayır Türküm.
Amca: Ooooohh. Neyse, güzel bir bayan için önemli değil.

Ölür müsün öldürür müsün?

12 June 2011

Dutch Fraternity vs. Die Welle

Geçen gün okulun "öğrenci kardeşliği" birliklerinden birinin müzikalini izlemeye gittim. Kardeşlik derken, şu Amerikan filmlerinde gördüğümüz "fraternity"lerin Hollanda ayağından bahsediyorum. Birinci sınıfta çeşitli işkence rituellerinden geçerek kabul edildiğiniz, muhteşem hiyerarşik, kuralcı, dışarıya kapalı bir topluluk. Zaten Hollanda universite çevresi "kardeşlik üyeleri" ve "diğerleri" olarak ayrılıyor - bilin bakalım yabancı öğrenciler hangi gruba düşüyor?

Ne kadar ironiktir ki, bu topluluğun sahneye koyduğu müzikal "The Wave (bilenler bilir, Die Welle)". Gerçek olaylara dayanan bu muzikalin konusunu kısaca özet geçmek gerekirse: Bir lise tarih öğretmeni öğrencilerine Nazi Almanya'sını anlatırken, öğrencilerin "Peki neden kimse itiraz etmemiş?", "Nasıl böyle güçlenmişler?", "Yok canım bir daha olmaz böyle şeyler" şeklindeki tepkileri ile karşılaşıyor. Bunun üzerine ufak bir deney başlatıp, öğrencilerine "disiplin", "birlik", "tektiplik","eyleme geçme" kavramlarının nasıl başarıya ulaşan yolu açacağını gösteriyor. Bir noktadan sonra öğrenciler kontrolden çıkıp benzer prensipleri benimsemeyenlere şiddet uygulamaya başlıyorlar. Finalde ise öğretmen öğrencilerine bu itaat şekilleri ile Hitler'in takipçilerine ne kadar çok benzediklerini açıklıyor. 

Topluluğun sahneye koyduğu uyarlamaya gelirsek. İlk değişikliği olayın geçtiği ortamı değiştirerek yapmışlar: Lise olmuş "Geleceğin Liderleri Çalıştayı". Zibidi lise öğrencileri de takım elbiseli, tayyörlü lider adayları. Daha deney başlamadan tektiplik cepte var bir. Bir de hokey takımı oyuncularıymış bu insanlar, birlik de cepte, oldu mu sana iki. Disiplinsizlikten hokey takımları sürekli yeniliyormuş, hadi bir tane eksik kalsın. Ama esas ironik olan ise, bize "bu kavramlar iyi güzel de abartmamak lazım" mesajını veren topluluğun temel işleyiş esaslarının bu kavramlar üzerine olması. Bu sahneden çıktıktan sonra tek tip giyinip, kendinden olmayanları dışlayıp, kendi koyduğun kurallarla kendinden alt seviyedeki çömezleri süründürecek olan sen değil misin?

Anlamışsınız ama yanlış anlamışsınız canım...
 

15 May 2011

Eda vs. Turk marketi

Bugun Turk mahallesindeki "Oz Halk" Turk marketine kunefe almaya gittim.

Kasadaki amcaya once "Merhaba" dedim, duymadi, klasik Hollandaca para odeme asamsindan sonra cikarken " Iyi gunler" dedim.

Tam kapidan ciktiktan sonra farkettim ki amca arkamdan kizgin kizgin soyleniyor: "Ne bileem Turk oldugunu Ollandalilara benziysen daa!"...


16 February 2011

Türkiye vs. Shakespeare

Memleketten haberleri okudukça, hep şu dizeler yankılanıyor aklımda:

66.SONE

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen'e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

William SHAKESPEARE
Çeviri: Can YÜCEL