Demek ki leziz Hollandaca müzik de oluyormuş.
Eva de Roovere - Fantastig toch
Kendisi Belçikalı (Flaman), o ayrı mesele...
Bir de Hollandalı bir rapçi ile düet versiyonu var, merak edenlere:
http://www.youtube.com/watch?v=T6YE5h2Xtow
Güzel klip ama rap pek beni açmıyor açıkcası.
24 November 2010
23 November 2010
Stacey vs. Google Translate
Panos sayesinde çok tuhaf bir şey keşfettim:
Google translate sayfası,
"Eda in Wonderland" Turkish -> English
seçeneklerini seçince şu sonucu veriyor:
"Stacey in Wonderland"
Ama neden?
Google translate sayfası,
"Eda in Wonderland" Turkish -> English
seçeneklerini seçince şu sonucu veriyor:
"Stacey in Wonderland"
Ama neden?
Eda vs. Gnocchi
Daha önce anlatmamışım ama, ayda iki üç kez cafe-bar tarzı bir mekanda ahçı yamaklığı yapıyorum (bkz: www.ciccionina.nl). Yamaklık dediysem, öyle tam teşekküllü bir mutfak beklemeyin, yemek yapmaya meraklı bir genç bir de ben. Ciddiyetten uzak, bol geyik, biz pişirelim millet de mest olsun mantığında bir mekan. Genelde lezzet performansı yüksek ama basit şeyler pişirirken, bu hafta Klaas ile çok çılgın şeyler pişirdik anlatmadan geçemeyeceğim.
Ahçı bey vejetaryen ve değişik yemekler denemeye pek meraklı olduğundan, bu hafta ana yemek olarak yaban havucundan yapılmış, limon ve kekik soslu Gnocchi koymuş menüye. (Amanın bunlar nedir diyenlere - google is your friend - : http://en.wikipedia.org/wiki/Gnocchi & http://tr.wikipedia.org/wiki/Yabani_havuç) Gnocchi ile daha önceden Italyan BEST'çiler sayesinde tanışmıştım ama bu tatsız tutsuz patates köfteciklerini neden bu kadar seviyorlar bir türlü anlam verememiştim.
Meğerse bu zımbırtı güzel yapıldığından pek leziz oluyormuş. Yapılışı da oldukça basit: Patatesleri (ya da yabani havuçları) haşla, ez, un, yağ, sarımsak ya da bilimum baharat ile karıştır, yoğur. Minik lokmalar yap, kaynar suya at, haşlanıp yüzeye çıkanları topla sos ile karıştır. Sonra ye, ama küçük porsiyonlarda ye, yoksa pek bir ağırlaşıyor insan...
Yalnız dikkat edilecek önemli bir nokta var: Asla bu yemeği 30 kişi için yapmaya kalkışma! 2,5 saat boyunca topçuk yuvarlamak tam bir ömür törpüsü. Bir de yemek yemeğe sadece 3 müşteri gelince (Klaas'ın ebeveynleri ve Panos), insan tekrar bir gözden geçiriyor son birkaç saatini nereye harcadığını. Aslında çok da şikayetçi olmadım bu durumdan, önümüzdeki 2 gün daha Gnocchi yiyeceğiz diye sevindim bile. (13 litre artık pırasa çorbası hikayesini ise es geçiyorum...)
Her ne kadar, yabani havucun Ingilizce (Parsnip) ve Hollandaca (Pastinaak) isimlerini her 10 dakikada bir unutup, "-Yaa neydi bu havucun adı? -Ne havucu, onun içine havuç koymadık ki. -Ya işte şu beyaz zımbırtılar." şeklinde Klaas'ı cahilliğim ile çileden çıkartsam da, pek de lezzetli oldu Gnocchi'cikler. Bakalım evde deneyince nasıl olacak :)
Ahçı bey vejetaryen ve değişik yemekler denemeye pek meraklı olduğundan, bu hafta ana yemek olarak yaban havucundan yapılmış, limon ve kekik soslu Gnocchi koymuş menüye. (Amanın bunlar nedir diyenlere - google is your friend - : http://en.wikipedia.org/wiki/Gnocchi & http://tr.wikipedia.org/wiki/Yabani_havuç) Gnocchi ile daha önceden Italyan BEST'çiler sayesinde tanışmıştım ama bu tatsız tutsuz patates köfteciklerini neden bu kadar seviyorlar bir türlü anlam verememiştim.
![]() | |
| Bunlar bizim yaptıklarımız değil, ama çok benziyorlar, fotoğrafı internetten buldum :) |
Yalnız dikkat edilecek önemli bir nokta var: Asla bu yemeği 30 kişi için yapmaya kalkışma! 2,5 saat boyunca topçuk yuvarlamak tam bir ömür törpüsü. Bir de yemek yemeğe sadece 3 müşteri gelince (Klaas'ın ebeveynleri ve Panos), insan tekrar bir gözden geçiriyor son birkaç saatini nereye harcadığını. Aslında çok da şikayetçi olmadım bu durumdan, önümüzdeki 2 gün daha Gnocchi yiyeceğiz diye sevindim bile. (13 litre artık pırasa çorbası hikayesini ise es geçiyorum...)
Her ne kadar, yabani havucun Ingilizce (Parsnip) ve Hollandaca (Pastinaak) isimlerini her 10 dakikada bir unutup, "-Yaa neydi bu havucun adı? -Ne havucu, onun içine havuç koymadık ki. -Ya işte şu beyaz zımbırtılar." şeklinde Klaas'ı cahilliğim ile çileden çıkartsam da, pek de lezzetli oldu Gnocchi'cikler. Bakalım evde deneyince nasıl olacak :)
19 November 2010
15 November 2010
Eda vs. Delft
Bir pazar akşam üstü can sıkıntısından Panos'la dışarı çıktık.
Pazar pazar ve akşam akşam.
Hadi dedik bilardo oynamaya gidelim: Kapalı.
Eee şurdaki kafede tavla vs. olacaktı: Akşam oldu (17:00), yemek vakti geldi kaldırdık hepsini.
Kahve içelim: En büyük aktivitemiz kahve içmek zaten, geç.
Sinema ve alternatif sinema: Ingilizce seçenekler cazip değil.
Tiyatro: Hollandaca.
Şöyle bir yürüyelim belki enteresan bir şey buluruz: Yürüdük 5 tane daha kafe, 1 resim galerisi gördük bitti.
E o zaman yemeye gidelim: Italyan - hep yiyoruz. Turk - daha yeni yedim. Yunan - evde alası yapılır. Aaaaa dur şu menüde değişik bir şey var gibi...
Sonuç olarak: Bir pazar akşamı Delft'te yapılabilicek en enteresan şey peynirli fondü yemek!
Sıkıcı mı bu şehir ne...
Pazar pazar ve akşam akşam.
Hadi dedik bilardo oynamaya gidelim: Kapalı.
Eee şurdaki kafede tavla vs. olacaktı: Akşam oldu (17:00), yemek vakti geldi kaldırdık hepsini.
Kahve içelim: En büyük aktivitemiz kahve içmek zaten, geç.
Sinema ve alternatif sinema: Ingilizce seçenekler cazip değil.
Tiyatro: Hollandaca.
Şöyle bir yürüyelim belki enteresan bir şey buluruz: Yürüdük 5 tane daha kafe, 1 resim galerisi gördük bitti.
E o zaman yemeye gidelim: Italyan - hep yiyoruz. Turk - daha yeni yedim. Yunan - evde alası yapılır. Aaaaa dur şu menüde değişik bir şey var gibi...
Sonuç olarak: Bir pazar akşamı Delft'te yapılabilicek en enteresan şey peynirli fondü yemek!
Sıkıcı mı bu şehir ne...
12 November 2010
Eda vs. Bürokrasi
Hollanda bürokrasisinin 3 temel adımı:
1. Ulaşmak istediğin kuruma e-posta at. Sana hangi departmana/danışmaya bizzat başvurman gerektiğini söylesinler.
2. Söylenen departmana/danışmaya bizzat git. Hangi kişiye e-posta atman gerektiğini söylesinler.
3. İlgili kişiye e-posta at. Bekle...
1. Ulaşmak istediğin kuruma e-posta at. Sana hangi departmana/danışmaya bizzat başvurman gerektiğini söylesinler.
2. Söylenen departmana/danışmaya bizzat git. Hangi kişiye e-posta atman gerektiğini söylesinler.
3. İlgili kişiye e-posta at. Bekle...
09 November 2010
Eda vs. Sport en Cultuur
Her şey okulun spor merkezindeki Zumba derslerine tav olmam ile başladı ... (bkz. video)
Aaa ne güzelmiş diyip, ücretsiz deneme dersleri sömürüp ardından spor merkezine üye olmaya karar verdim. Tabi öyle gidip yıllık ücreti ödemek ile bitmiyor iş. Her dersten önce yer ayırtmak lazım, bu da okul sistemine girmek için kullandığım kullanıcı adı ve şifre ile spor merkezi rezervasyon sistemine girerek yapılıyor. Zaten zurnanın zırt dediği yer de tam burası. Internetten ulaştığım rezervasyon sisteminde üyeliğim gözükmüyor. Elektronik postalar diyarında yaşadığım için hemen bir mesaj yolladım spor merkezine düzeltsinler diye... Bu anlattıklarım Ağustos ayının son haftasına yaşananlar.
Gelelim ilk spor dersime ne zaman kavuşabildiğime: Dün! Arada geçen 2 ay içerisinde yazdığım elektronik postaları, spor merkezine bizzat gidip yaptığım şikayetleri uzun uzun anlatmayacağım. Her seferinde aldığım cevap aynı idi: Sistemde 2 tane profiliniz var, düzeltiyoruz bekleyin...
En sonunda geçen hafta spor merkezine gidip danışmada duran kıza kelimenin tam anlamı ile carladım. Neyse ki kız önceki çalışanlara göre biraz daha sağduyu sahibi çıktı da sistemden sorumlu amcayı aradı. Sistem amca ile aralarında geçen konuşma da evlere şenlik: "Aaaa o kız mı, ya tamam biliyoruz onun sorununu, sistemde soyadı doğru gözükmüyor (ğ), programlama bölümümüze talimat verdik sistemdeki karakterlerin düzgün gözükmesi için bir eklenti yazılıyor."
Yani benim spor yapabilmem için gerekenler: 2 ay ve üstü zaman + 1 bilgisayar programcısı + 1 sistem eklentisi
Sonra sorun nasıl mı çözüldü? 3 dakika içerisinde sistem amca soyadımı okunabilir bir karakter ile değiştirdi.
Geçtiğimiz 2 yıl boyunca soyadımı "g" ile yazmayı başarıp bu sene başaramamalarını "artık sen mezun ol" şeklinde gizli bir mesaj olarak algılayabilir miyim?
Aaa ne güzelmiş diyip, ücretsiz deneme dersleri sömürüp ardından spor merkezine üye olmaya karar verdim. Tabi öyle gidip yıllık ücreti ödemek ile bitmiyor iş. Her dersten önce yer ayırtmak lazım, bu da okul sistemine girmek için kullandığım kullanıcı adı ve şifre ile spor merkezi rezervasyon sistemine girerek yapılıyor. Zaten zurnanın zırt dediği yer de tam burası. Internetten ulaştığım rezervasyon sisteminde üyeliğim gözükmüyor. Elektronik postalar diyarında yaşadığım için hemen bir mesaj yolladım spor merkezine düzeltsinler diye... Bu anlattıklarım Ağustos ayının son haftasına yaşananlar.
Gelelim ilk spor dersime ne zaman kavuşabildiğime: Dün! Arada geçen 2 ay içerisinde yazdığım elektronik postaları, spor merkezine bizzat gidip yaptığım şikayetleri uzun uzun anlatmayacağım. Her seferinde aldığım cevap aynı idi: Sistemde 2 tane profiliniz var, düzeltiyoruz bekleyin...
En sonunda geçen hafta spor merkezine gidip danışmada duran kıza kelimenin tam anlamı ile carladım. Neyse ki kız önceki çalışanlara göre biraz daha sağduyu sahibi çıktı da sistemden sorumlu amcayı aradı. Sistem amca ile aralarında geçen konuşma da evlere şenlik: "Aaaa o kız mı, ya tamam biliyoruz onun sorununu, sistemde soyadı doğru gözükmüyor (ğ), programlama bölümümüze talimat verdik sistemdeki karakterlerin düzgün gözükmesi için bir eklenti yazılıyor."
Yani benim spor yapabilmem için gerekenler: 2 ay ve üstü zaman + 1 bilgisayar programcısı + 1 sistem eklentisi
Sonra sorun nasıl mı çözüldü? 3 dakika içerisinde sistem amca soyadımı okunabilir bir karakter ile değiştirdi.
Geçtiğimiz 2 yıl boyunca soyadımı "g" ile yazmayı başarıp bu sene başaramamalarını "artık sen mezun ol" şeklinde gizli bir mesaj olarak algılayabilir miyim?
Subscribe to:
Comments (Atom)


